Datça Tatil

Datça Yarımadası, yaklaşık 60 km'lik uzunluğuyla Akdeniz ve Ege Denizi'ni ayıran, tarihi ve doğal güzelliklerin bir araya toplandığı özel bir tatil cenneti. Türkiye'deki organik tarım merkezlerinden biri olan yarımadada, Eski Datça gibi tarihi değerinden dolayı sit alanı ilan edilmiş olan noktalar da bulunuyor. 

Eski Datça Sokakları

Datça'nın merkezi olan iskele mevkisi, yarımadanın ortasında ve Akdeniz kıyılarında yer alıyor. Merkeze ulaşmadan önce yine Akdeniz kıyılarında bulunan, plajıyla ünlü Aktur ziyaret edilebilir. Burası butik tatil evlerinden ve yaklaşık 1 km'lik mavi bayrak ödüllü bir plajdan oluşuyor. Aktur, Datça'da konfor ve huzur içinde tatil geçirmek isteyenler için ideal bir alan. 

Aktur'dan, merkeze doğru ilerlerken Akdeniz kıyılarında birçok koy, Datça otelleri ve Datça sörf merkezleri görmek mümkün. Bu merkezler özellikle kitesurf ve windsurf'le ilgilenenler için oldukça uygun seçenekler sunuyor. Datça sörf eğitim merkezleri amatörler için olduğu gibi profesyoneller için de günübirlik veya konaklamalı hizmet veriyor. 

Datça Aktur Genel Görünüm

Datça'nın merkezi klasik bir sahil kasabası. Mütevazı Datça limanı ile birlikte mavi bayrak ödüllü Hastaneönü ve Kumluk isimli plajların da bulunduğu Datça merkez, çoğu yakın geçmişte inşa edilmiş Datça otellerinin ve yazlıkların en yoğun olduğu nokta. Yarımada içinde daha karakteristik ve tarihi yerler görmek isteyenler merkeze yaklaşık 2 km uzaklıktaki Eski Datça'yı ziyaret edebilir. Sit alanı ilan edilmiş olan Eski Datça, denize kıyısı bulunmayan, taş evlerle ve Arnavut kaldırımlı yollarla kaplı, tarihi değeri yüksek bir bölge. Önceden ev olarak kullanılmış yapıların çoğu günümüzde Eski Datça otelleri olarak hizmet veriyor. 

Eski Datça'dan yarımadanın iç kısmına doğru ilerlendiğinde tarihi değer taşıyan diğer bir belde Reşadiye ile karşılaşılıyor. Turizmle birlikte Reşadiye'nin geçim kaynaklarından diğeri adada yaygın olarak yapılan zeytincilik. Buradan organik zeytin ve zeytinyağı çeşitleri satın alınabileceği gibi taş ev veya konak şeklindeki tarihi Reşadiye otellerinde de kalınabilir. 

Datça Sokakları Genel Görünüm

Reşadiye'den Ege tarafına doğru ilerlendiğinde Kızlan'a varılıyor. Taş değirmenleriyle ünlü olan Kızlan, hala geleneksel yapısını koruyan bir nokta. Turistik açıdan her geçen gün değeri artan beldede, organik bahçesi bulunan küçük Kızlan otelleri bulunuyor. 

Datça'nın en ünlü koyları ise; Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü ve Kızılbük. Mesudiye Köyü'nün kıyılarını süsleyen Ovabükü, Hayıtbüküve Kızılbük birbirine yakın noktalarda yer alıyor. Datça'nın genelinde olduğu gibi bu koylarda da kumsallar taşlık. Kumsalların çoğu taşlık olduğu için deniz hiçbir zaman bulanmıyor ve fazlasıyla berrak. 

Mesudiye koyları arasında en büyük olanı Ovabükü. Burada uzun bir kumsal ve çoğu bungalow veya pansiyon şeklindeki Ovabükü otelleri bulunuyor. Ovabükü'ne oranla daha küçük ancak hareketli olan Hayıtbükü'nde ise küçük Hayıtbükü otelleri ile birlikte balık restoranları mevcut. Kızılbük ise bu üç koy arasında en küçük ve ıssız olanı. Sessizlikten ve sakinlikten hoşlananlar için ideal. 

Datça Mesudiye Köyü Genel Görünüm

Palamutbükü, Datça'nın en çok bilinen ve ziyaretçi çeken noktalarından biri. Yarımadadaki en büyük koylardan olan Palamutbükü, yeşil tepelerin arasında Palamutbükü otelleri ve restoranlarıyla çevrili, huzur dolu bir atmosfere sahip. 

Palamutbükü'nden, adanın batı ucuna doğru ilerlendiğinde karşınıza Knidos Antik Kenti çıkıyor. Antik çağdaki en işlek liman kentlerinden biri olan Knidos'tan geriye günümüzde az sayıda kanıt kalmış olsa da özellikle kültür turizminden hoşlananların ziyaret etmesi gereken bir alan. 

Datça Yarımadası ile ilgili gitmeden önce bilinmesi gerekenler ise; bozulmamış doğasından dolayı engebeli yollara ve çoğu taşlık olan plajlara sahip olduğu. Bu yüzden yarımada içinde minibüslerle veya aracınızla ulaşım sağlarken mesafeler tahmin ettiğinizden daha uzun ve zorlu geçebilir. Diğer yandan Datça'nın oldukça temiz bir denizi bulunsa da ince kumlu plajlara sahip değil.