Ayvalık Cunda Adası

Ayvalık’ın, yüzyıllara yayılan canlı geçmişiyle ünlü köşesi Cunda, adeta açık hava müzesi niteliğinde ve oldukça özgün bir tatil beldesi. Ayvalık’a, Türkiye’nin ilk boğaz köprüsüyle bağlı olan ada, yaz-kış ziyaret edilebilecek nadir turizm merkezlerinden biri.

Cunda Adası Genel Görünüm

Daha ilk bakışta farklı mimarisiyle göz dolduran Cunda, eski Rum evlerinin süslediği görülmeye değer taş sokaklarla kaplı. Rengarenk tarihi evlerin arasında yürüyerek huzur ve sükunet içinde adanın merkezini keşfetmek yapılması gerekenlerin başında geliyor.

Çoğu bakımsızlıktan dolayı artık bir harabe halini almış olsa da Cunda’da restore edilmiş ve ziyarete açık olan tarihi yapılar da mevcut. Ada merkezinin tepesinde tüm ihtişamıyla göze çarpan yel değirmeni ve kitaplık bu yapıların en dikkat çekici olanı. Ardın günümüzde müze olarak hizmet veren Taksiyarhis Kilisesi geliyor. Bu iki yapı ada silüetini oluşturan iki önemli unsur.

Taksiyarhis Kilisesi

Ayvalık Cunda Adası’nın liman kısmında, Girit Mutfağı’nın tüm lezzetlerini sunan Cunda restoranları ile iç içe bir konumda yer alan Taş Kahve ise ada için diğer önemli mimari simgelerden biri. Neoklasik mimari anlayışının detaylarıyla kaplı olan Taş Kahve’nin meşhur dibek kahvesi tadılmalı.

Ayvalık Cunda Adası’nda vakti olanlar adanın merkezi dışında kalan koyları da ziyaret edebilir. Bu koylardan en bilineni Pateriça Koyu. Aynı alanda yer alan Ayışığı Manastırı ise adını geceleri kumsalda oluşan nefes kesici ay ışığı manzaralarından alıyor.

Pateriça Koyu ve Deniz

Cunda, tarih, kültür, lezzet ve plaj gibi farklı uçlardaki tatil sebeplerini bir araya getirerek ziyaretçilerine akılda kalıcı anlar vaat eden, kendine has bir tatil cenneti.