Gökçeada Tarihi

Gökçeada, farklı kültürlerin kesiştiği bir noktada yer aldığı için tarihi boyunca değişik uygarlıklara ve halklara ev sahipliği yapmış. Günümüzde Gökçeada’da birbirinden farklı bu kültürlerin izlerine rastlamak hatta bu kültürlere birebir tanık olmak da mümkün.

Gökçeada Taş Sokaklar

Antik Yunan döneminden itibaren İmroz ismi ile bilinen ada bugünkü Gökçeada ismini 1970 yılında almış. “Yüce Ana Tanrıça” anlamına gelen “İmaura” kelimesinin ada dilinde zamanla “İmbros”a dönüştüğü de söyleniyor.

Kurak topraklardaki bereket tanrısı olarak bilinen Imbrasos’un bolluk diyarı olarak da bilinen Gökçeada’nın, Antik Yunan’a kadar uzanan adı Homeros’un İlyada destanında da geçiyor. Destanda Gökçeada, deniz tanrısı olan Poseidon’un adası olarak kaleme alınmış.

Gökçeada Eşsiz Güzellikte Bir Günbatımı

Yunanların “Hellas” diye adlandırdıkları Yunanistan ve Ege Adalar’ına M. Ö. 2000’li yıllara kadar İyonlar hakim olmuş. İyonları M.Ö. 1700’lü yıllarda Akarlar, M.Ö. 1100’lü yıllarda da Dorlar, Orta Avrupa’dan dalgalar halinde gelerek takip etmişler.

Bu göç dalgalarından önce de  bölgede yaşayanların bulunduğu söyleniyor. Yunanlar yerli olan bu halkı yoksaymayıp, onları Pelasglar, Tirsinler, Lelegesler gibi adlarla anmışlar. Tarihte bu insanlara Yunanlardan öncekiler anlamında kullanılan Prohenler ismi verilmiş.

Doğal Güzellikleriyle Gökçeada

Prohenler yeni gelen istilacı kavimler ile kaynaşır. Kaynaşmanın sonucunda Miken uygarlığı ve ünlü Homeros destanları ortaya çıktığı belirtiliyor. Destanda kuzeyden gelenler sarışın ve mavi gözlü iken Prohenler esmerdir.

M.Ö. 480 yıllarında bilinen adı ile İmroz, Yunan karakterini almaya başlamış  Ada M.Ö. 215-168 yılları arasında Atina ve Romalılar arasında 47 yıl süren Makedonya Savaşları sonrasında Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiş.

Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Gökçeada, Bizans İmparatorluğu olarak da bilinen Doğu Roma İmparatorluğu idaresine verilmiş. Bu dönemden sonra ada dönüşümlü olarak Venedik ve Cenevizlilerin de hakimiyetine girmiş. Gökçeada tarihi içinde diğer önemli bir gelişme ise 1456 yılında adanın Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılması olmuş ve 471 yıl Osmanlı himayesinde kalmış. Ada, Kanuni Sultan Süleyman tarafından vakıf haline getirilmiş ve bu döneme kadar Limni ’ye bağlı olan ada böylece kaza durumuna gelmiş.

Gökçeada Günbatımı ve Deniz Feneri

Gökçeada tarihi boyunca Türk ve Rum vatandaşlar birlikte huzur içerisinde yaşamış ve herkes kendi geleneklerini özgürce yerine getirebilmiş. İmroz yani Gökçeada, Balkan Harbi sırasında 18 Ekim 1912 yılında Yunanlar tarafından işgal edilmiş ve Çanakkale Savaşı sırasında Gökçeada Müttefik devletlere karargah olarak ev sahipliği yapmış. Bu dönemde Kuzu Limanı koyuna kadar sokulan Yavuz Zırhlısı, Raglan ve U 28 adlı iki İngiliz gemisini limanda batırmış.

10 Ağustos 1920’de yapılan Sevr Antlaşması gereği Osmanlı, İmroz Adası ve Tenedos üzerindeki haklarından vazgeçmeye zorlanmışsa da 22 Eylül 1923’te yapılan Lozan Antlaşması gereği Gökçeada, Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmış ve bu tarih adanın kurtuluş günü olarak da kabul edilmiş.

Gökçeada Genel Görünüm

27 Mart 1964 yılında kabul edilen Milli Güvenlik kararı sonucunda adanın Türkleştirilme süreci başlar. Bunun sebebi olarak ise Kıbrıs’ta yaşanan Kanlı Noel olayları gösterilir. 1965 yılında Dereköy civarında yarı açık cezaevi kurulur. Adaya mahkumlar getirilir. Adada tarım işleri ile uğraşan mahkumların serbestçe dolaşmalarına izin verilir. 1970 yılına kadar Rumların büyük çoğu adayı terk eder ve adanın ismi Gökçeada olarak değiştirilir.